Savunma Mekanizmaları (Defans Mekanizmaları) Nedir?
Kapsamlı Tanım
Savunma mekanizmaları (defans mekanizmaları), insanın kabul etmekte zorlandığı bir duygu, düşünce, istek ya da gerçekle karşılaştığında yaşadığı kaygıyı azaltmak için zihnin devreye soktuğu otomatik süreçlerdir. Kavramı ilk kez Sigmund Freud 1894'te ‘Savunma Nöropsikozları’ yazısında kullandı; kızı Anna Freud 1936'da yayımlanan ‘Ego ve Savunma Mekanizmaları’ kitabında bastırma, yansıtma, gerileme, karşıt tepki oluşturma ve yüceltme gibi on mekanizmayı sistemli biçimde tanımladı. Savunmalar kendi başına bir bozukluk değildir; herkes her gün kullanır ve çoğu, ağır bir haberi ilk anda sindirmek gibi durumlarda kişiyi korur. Sorun, aynı savunmanın her durumda, katı ve gerçeği büyük ölçüde çarpıtacak biçimde kullanılmasıyla başlar: O zaman kişiyi korumak yerine ilişkilerini, işini ve kendini tanımasını zorlaştırır. Psikiyatrist George Vaillant'ın yetişkinler üzerindeki uzun süreli çalışmaları, savunmaların olgunluk düzeyine göre sıralanabildiğini ve olgun savunmaları daha sık kullanan kişilerin ruh sağlığının daha iyi olduğunu göstermiştir.
Bu Durumu Yaşadığınızı Mı Düşünüyorsunuz?
Zihninizden geçen olumsuz düşünceleri, tükenmişlik hissini veya ilişkinizdeki stres düzeyini bilimsel klinik ölçeklerle test edin.
Ücretsiz Psikolojik Testleri Çöz →Savunma Mekanizmaları Nelerdir? Türleri ve Örnekleri
Savunma mekanizmalarının tek ve kesin bir listesi yoktur; farklı kuramlar ve ölçekler farklı sayıda mekanizma tanımlar. En yaygın kullanılan sınıflandırma George Vaillant'ın dört düzeyli hiyerarşisidir: patolojik (psikotik), olgunlaşmamış (ilkel), nevrotik ve olgun savunmalar. Aşağıda her düzeyden en sık karşılaşılan mekanizmaları kısa tanımları ve gündelik örnekleriyle bulabilirsiniz.
Olgun savunma mekanizmaları
Olgun savunmalar, duyguyu inkâr etmeden ona katlanılabilir ve işe yarar bir biçim verir. Gerçeği en az çarpıtan ve uzun vadede en az bedel ödeten savunmalardır.
- Yüceltme (süblimasyon): Kabul edilmesi zor bir dürtüyü toplumsal olarak değerli bir etkinliğe dönüştürmek. Örnek: Öfkesini boksa ya da ağır bir yazı çalışmasına yöneltmek.
- Mizah: Acı veren bir durumu, onu yok saymadan, kendine ve başkasına katlanılabilir kılan bir gülümsemeyle anlatabilmek.
- Özgecilik (altruizm): Kendi yaşadığı güçlüğü başkalarına yardım ederek anlamlandırmak. Örnek: Yakınını bir hastalıktan kaybeden kişinin aynı hastalıkla ilgili bir derneğe gönüllü olması.
- Öngörü (antisipasyon): Gelecekteki zorluğu önceden düşünüp duygusal olarak hazırlanmak. Örnek: Ameliyat öncesi neler olacağını öğrenip kaygısını planlamaya dönüştürmek.
- Baskılama (supresyon): Bir düşünceyi bilinçli olarak sonraya bırakmak. Örnek: Sınav sabahı ilişkisindeki sorunu ‘Akşam düşüneceğim’ diyerek kenara koymak.
Nevrotik savunma mekanizmaları
Nevrotik savunmalar yetişkinlerde çok yaygındır. Kısa vadede rahatlatır, ama sık ve katı kullanıldıklarında ilişkilerde ve iş hayatında sorun yaratabilir.
- Bastırma (represyon): Rahatsız edici bir anı ya da isteğin bilinçten uzak tutulması. Baskılamadan farkı, kişinin bunu bilinçli yapmamasıdır.
- Yer değiştirme: Bir kişiye duyulan duygunun daha güvenli bir hedefe yöneltilmesi. Örnek: Patronuna kızan kişinin eve gelince eşine ya da çocuğuna bağırması.
- Karşıt tepki oluşturma: Kabul edilemeyen bir duygunun tam tersi gibi davranmak. Örnek: Kıskandığı iş arkadaşına abartılı bir yakınlık göstermek.
- Entelektüelleştirme ve duygunun yalıtılması: Acı veren bir olayı duygusunu hissetmeden, yalnızca bilgi ve mantık düzeyinde konuşmak. Örnek: Boşanmasını istatistiklerle anlatan, ama üzüntüsünden hiç söz etmeyen kişi. Duyguları tanımakta ve adlandırmakta genel bir güçlük varsa aleksitimi maddesine de bakabilirsiniz.
- Dissosiyasyon: Dayanılmaz bir yaşantı sırasında duygudan, bedenden ya da çevreden geçici olarak kopmak. Ağır biçimleri dissosiyasyon (çözülme) maddesinde anlatılıyor.
İlkel (olgunlaşmamış) savunma mekanizmaları
İlkel savunmalar gerçeği daha fazla çarpıtır ve sorumluluğu çoğu zaman dışarıya taşır. Çocuklukta olağandır; yetişkinlikte sık kullanıldıklarında ilişkilerde tekrarlayan çatışmalara yol açar ve bazı kişilik örüntülerinde belirginleşir.
- Yansıtma (projeksiyon): Kendi kabul edemediği duygu ya da özelliği başkasına atfetmek. Örnek: Aldatma isteği taşıyan kişinin sürekli eşinden şüphelenmesi. Ayrıntısı yansıtma (psikolojik projeksiyon) maddesinde.
- Bölme (splitting): Kendini ya da başkasını ‘tamamen iyi’ ya da ‘tamamen kötü’ görmek; aynı kişide iyi ve kötü yanları bir arada tutamamak. Bir gün idealleştirilen birinin ertesi gün değersizleştirilmesi bu savunmanın tipik görünümüdür ve borderline kişilik bozukluğunda sık görülür.
- Eyleme vurma (acting out): Duyguyu düşünüp konuşmak yerine dürtüsel bir davranışla boşaltmak. Örnek: Tartışmadan sonra kapıyı çarpıp çıkmak, ani ve riskli harcamalar yapmak.
- Pasif agresyon: Öfkeyi doğrudan söylemek yerine geciktirerek, unutarak ya da işi yarım bırakarak dolaylı yoldan göstermek.
- Hayale çekilme: Gerçek ilişkilerdeki çatışmadan kaçmak için iç dünyadaki hayallere sığınmak.
- Hipokondriyazis ve bedenselleştirme: Duygusal sıkıntının bedensel yakınmalar üzerinden dile gelmesi (bkz. psikosomatik ağrılar).
Patolojik (psikotik) savunmalar ise gerçeği ağır biçimde bozan sanrısal yansıtma ve psikotik düzeyde inkâr gibi süreçlerdir; genellikle psikotik bozukluklarla birlikte görülür ve psikiyatrik değerlendirme gerektirir.
Günlük hayatta en sık duyulan savunma mekanizmaları: inkâr, rasyonalizasyon, gerileme
- İnkâr: Açıkça ortada olan bir gerçeği kabul etmemek. Örnek: Sık sık içki yüzünden işe geç kalan birinin ‘Benim bir sorunum yok, herkes içiyor’ demesi. Kısa süreli inkâr, ölüm haberi gibi ağır bir sarsıntıda doğal bir ilk tepkidir; uzadığında yardım aramayı geciktirir.
- Rasyonalizasyon (akla uygun gerekçe bulma): Asıl nedeni rahatsız edici olan bir davranışa makul görünen bir açıklama bulmak. Örnek: Kabul edilmediği işe ‘Zaten o şirketin ortamı bana göre değildi’ demek. Yaptığımız ile inandığımız arasındaki gerilimi azaltma çabası bilişsel çelişki maddesinde de anlatılıyor.
- Gerileme (regresyon): Stres altında daha erken bir gelişim döneminin davranışlarına dönmek. Örnek: Kardeşi doğan beş yaşındaki çocuğun yeniden altını ıslatması ya da hastalanan bir yetişkinin her işini başkasına bırakması.
- Saldırganla özdeşleşme: Anna Freud'un tanımladığı bu savunmada kişi, korktuğu kişinin tavırlarını benimseyerek çaresizlik duygusundan kaçar. İstismarcıya bağlanmayı anlatan Stockholm sendromu ile ilişkilendirilir.
Savunma mekanizmaları kaç tanedir?
Kesin bir sayı yoktur. Anna Freud 1936'da on mekanizma tanımladı. Türkçeye de uyarlanan 40 maddelik Savunma Biçimleri Testi (DSQ-40) 20 savunmayı ölçer ve bunları olgun, nevrotik ve olgunlaşmamış olmak üzere üç grupta toplar. DSM-IV'ün ek bölümünde önerilen Savunma İşlevselliği Ölçeği ise otuzu aşkın savunmayı yüksek uyum düzeyinden savunma düzensizliği düzeyine uzanan yedi basamakta sıralar. Bu yüzden listelerde 10, 20 ya da 30'dan fazla savunma görmeniz kaynağın hangi sınıflandırmayı kullandığına bağlıdır.
Savunma mekanizmaları ile başa çıkma yolları arasındaki fark nedir?
Başa çıkma (coping) stratejileri kişinin bir sorunla uğraşmak için bilinçli ve isteyerek seçtiği yollardır: Bir arkadaşla konuşmak, plan yapmak, yürüyüşe çıkmak gibi. Savunma mekanizmaları ise büyük ölçüde farkında olmadan, kişinin iç dünyasındaki gerilimi azaltmak için devreye girer. Araştırmacı Phebe Cramer bu ayrımı bilinçli niyet ve farkındalık üzerinden yapar. Baskılama ve öngörü gibi olgun savunmalar bu iki alan arasında bir köprü gibidir.
Savunma mekanizmaları zararlı mı?
Hayır, kendi başına zararlı değildir. Savunmalar, duygusal yükün bir anda kişiyi ezmesini önler ve zaman kazandırır. Zarar verici hale geldikleri durumlar şunlardır: Aynı savunmanın her koşulda katı biçimde kullanılması, gerçeği büyük ölçüde çarpıtması, kişinin ihtiyaç duyduğu yardımı aramasını geciktirmesi (inkâr) ya da yakın ilişkileri tekrar tekrar yıpratması (yansıtma, bölme, eyleme vurma). Kalıcı bir kişilik örüntüsünü ‘savunmacı’ olarak etiketlemek yerine, savunmanın neyi koruduğunu anlamak daha yararlıdır.
Kendi savunma mekanizmalarımı nasıl fark ederim?
Savunmalar tanım gereği çoğu zaman fark edilmeden çalıştığı için en iyi ipuçları tekrarlardır. Aynı tür çatışmayı farklı insanlarla yaşıyorsanız, yakınlarınız size aynı geri bildirimi veriyorsa (‘Hep konuyu değiştiriyorsun’, ‘Her şeyi şakaya vuruyorsun’), bir konu açıldığında tepkiniz durumun gerektirdiğinden çok daha güçlüyse ya da bazı duyguları hiç hissetmediğinizi düşünüyorsanız bir savunma devrede olabilir. Kendinizde en çok eleştirdiğiniz özellikler ile başkalarında en çok sinirlendiğiniz özellikler arasındaki benzerliğe bakmak da yol gösterir; Jung'un gölge benlik kavramı bu benzerliği anlatır.
Terapide savunma mekanizmalarıyla nasıl çalışılır?
Savunmalar en çok psikodinamik terapide ele alınır, ama hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın terapi sürecinde ortaya çıkarlar. Terapide amaç savunmayı ‘yıkmak’ değil; onu nazikçe fark edilir kılmak, hangi duyguya karşı koruduğunu anlamak ve o duyguya daha az çarpıtan yollarla katlanabilmektir. Psikoterapi araştırmaları, süreç ilerledikçe savunmaların genel olgunluk düzeyinin yükselebildiğini gösteriyor. Bireysel terapide bu örüntüleri birlikte fark ederiz ve onların yerine geçebilecek daha esnek yolları seanslar arasında denersiniz.
Kaynaklar: Freud A., Das Ich und die Abwehrmechanismen (Ego ve Savunma Mekanizmaları), 1936; Vaillant G. E., ‘Ego mechanisms of defense and personality psychopathology’, Journal of Abnormal Psychology, 1994, 103(1):44–50; Cramer P., ‘Coping and defense mechanisms: What's the difference?’, Journal of Personality, 1998, 66(6):919–946; Perry J. C., Bond M., ‘Change in defense mechanisms during long-term dynamic psychotherapy and five-year outcome’, American Journal of Psychiatry, 2012, 169(9):916–925; American Psychiatric Association, DSM-IV-TR, Ek B: Savunma İşlevselliği Ölçeği, 2000; Türkçe ölçek: Yılmaz N., Gençöz T., Ak M., ‘Savunma Biçimleri Testi’nin psikometrik özellikleri: Güvenirlik ve geçerlik çalışması’, Türk Psikiyatri Dergisi, 2007, 18(3):244–253 (turkpsikiyatri.com).
Nasıl Başa Çıkılır?
Savunmalarınızdan kurtulmanız gerekmez; amaç onları fark etmek ve daha esnek, daha olgun olanlarını kullanabilmektir. Kendinizde sık gördüğünüz bir tepkiyi (konu açılınca hemen şakaya vurmak, suçu hep başkasında bulmak, duyguları anlatırken teknik terimlere sığınmak) not almak ve o anda gerçekte neyi hissetmemeye çalıştığınızı sormak iyi bir başlangıçtır. Savunmalar zorla yıkılmaz; altında koruduğu duygu güvenli bir ortamda konuşulabildiğinde kendiliğinden yumuşar. Terapide bu örüntüleri suçlamadan birlikte fark ederiz ve aynı duyguyla başa çıkmanın daha az bedel ödeten yollarını ararız.
Döngüyü Uzman Desteğiyle Kırın
Okuduğunuz bu durum hayat kalitenizi düşürüyor ve tek başınıza aşmakta zorlanıyorsanız, bir klinik psikologdan destek alabilirsiniz: