Psikoloji Sözlüğü ve Kitaplar

Psikoloji Sözlüğü

Ruh sağlığı terimlerini, terapi yaklaşımlarını ve psikolojik kavramları anlaşılır bir dille keşfedin.

Merak ettiğiniz psikolojik kavramların detaylı açıklamalarına, belirtilerine ve başa çıkma yöntemlerine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Sözlüğümüz düzenli olarak güncellenmektedir.

Toplam 185 terim listeleniyor.
A

Agorafobi

Kişinin aniden panik atak geçireceği, sıkışıp kalacağı, kaçamayacağı veya yardım alamayacağı korkusuyla kalabalık veya açık alanlardan kaçınmasıdır.

Ağır İstifçilik (Hoarding Bozukluğu)

Gerçekte hiçbir maddi veya manevi değeri olmayan eşyaları bile atmakta aşırı zorlanma, biriktirme ve yaşanılan mekanı çöp eve dönüştürme takıntısıdır.

Aile Dizimi (Sistemik Dizilim)

Kişinin yaşadığı psikolojik sorunların kökeninin, atalarından ve geçmiş kuşaklardan aktarılan travmalara dayandığını savunan alternatif bir yaklaşımdır.

Aleksitimi (Duygu Sağırlığı)

Kişinin kendi duygularını fark etmede, tanımlamada ve başkalarına ifade etmede yaşadığı belirgin yetersizlik durumudur.

Algıda Seçicilik (Baader-Meinhof Fenomeni)

Bir kelimeyi, nesneyi veya bilgiyi ilk kez öğrendikten ya da fark ettikten sonra, o şeyin aniden her yerde sürekli karşınıza çıkıyormuş gibi algılanmasıdır.

Altın Çocuk ve Günah Keçisi (Narsistik Aile Dinamikleri)

Narsist ebeveynlerin, çocuklarından birini kusursuz bir 'proje' (Altın Çocuk) olarak yüceltirken, diğerini ailedeki tüm sorunların sorumlusu (Günah Keçisi) ilan edip dışlamasıdır.

Ana Karakter Sendromu (Main Character Syndrome)

Kişinin hayatını bir kurgu (film veya roman), kendini o kurgunun başrolü, çevresindeki diğer insanları ise sadece yan karakterler veya figüranlar olarak görmesidir.

Anksiyete (Yaygın Kaygı Bozukluğu)

Kişinin ortada somut bir tehlike yokken hissettiği sürekli, aşırı ve kontrol edilemeyen endişe halidir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu (Psikopati/Sosyopati)

Başkalarının haklarını sürekli ihlal etme, yasalara uymama, empati kuramama ve pişmanlık duymama ile karakterize bir bozukluktur.

Aşağılık Kompleksi (İnferiorite)

Kişinin kendisini diğer insanlardan sürekli olarak daha değersiz, yetersiz ve başarısız hissetmesi, bu hissi bastırmak için de aşırı ve yorucu savunma mekanizmaları geliştirmesidir.

Aşırı Uyaran Yüklenmesi (Sensory Overload)

Beynin beş duyu (görme, işitme, dokunma vb.) aracılığıyla aynı anda işleyebileceğinden çok daha fazla bilgiye maruz kalması sonucu yaşanan nörolojik kilitlenme ve kriz anıdır.

Aşk Bağımlılığı (Love Addiction)

Kişinin partnerine veya ilişkinin yarattığı 'drama ve adrenalin' hissine, tıpkı bir uyuşturucu maddeye bağımlı olduğu gibi hastalıklı ve yıkıcı bir şekilde bağlanmasıdır.

B

Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Kişinin kendi başına karar alamadığı, yalnız kalmaktan dehşet duyduğu ve sürekli başkalarının tavsiyesine, bakımına aşırı derecede ihtiyaç duyduğu klinik bir durumdur.

Bağlanma Stilleri (Güvenli, Kaygılı, Kaçıngan)

Bebeklik döneminde bakım verenle kurulan ilişkinin, yetişkinlikteki romantik ilişkilerimize ve insanlara duyduğumuz güvene yansımasıdır.

Batık Bedel Yanılgısı (Sunk Cost Fallacy)

Kişinin sırf geçmişte çok fazla zaman, para veya duygu yatırımı yaptığı için, kendisine zarar veren bir ilişkiye, işe veya karara mantıksızca tutunmaya devam etmesidir.

Bed Rotting (Yatakta Çürüme Eğilimi)

Kişinin tükenmişlik ve stresle başa çıkmak adına, kişisel bakımını bile aksatarak saatlerce veya günlerce bilinçli bir şekilde yataktan çıkmamasıdır.

Beden Dismorfik Bozukluğu (Beden Algı Bozukluğu)

Kişinin fiziksel görünümündeki gerçekte var olmayan veya başkalarının fark etmediği ufak bir kusuru zihninde büyüterek takıntı haline getirmesidir.

Beklenti Anksiyetesi (Anticipatory Anxiety / Gelecek Kaygısı)

Henüz ortada hiçbir sorun veya gerçek tehlike yokken, gelecekte (birazdan veya yıllar sonra) kötü bir şey yaşanacağına dair zihnin ürettiği felaket senaryolarının yarattığı şiddetli panik halidir.

Benching (Yedekte Tutma)

Spor teriminden ilham alınan bu kavram, flört edilen veya ilgi duyulan bir kişiyi as asil kadroya (ilişkiye) almayıp, canı sıkıldığında oynamak üzere 'yedek kulübesinde' bekletmektir.

Beyin Sisi (Brain Fog)

Kişinin zihnini sürekli bulutlu, yavaşlamış ve dağınık hissetmesi; odaklanma, hafıza ve net düşünme yeteneklerinin geçici olarak körelmesi durumudur.

Bilişsel Çarpıtma

Zihnimizin olayları gerçeğinden farklı, genellikle olumsuz ve abartılı bir şekilde yorumlamasına neden olan düşünce hatalarıdır.

Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance)

Kişinin inançları, değerleri ile davranışları birbiriyle uyuşmadığında zihninde yaşadığı yoğun rahatsızlık ve içsel gerilim durumudur.

Bipolar Bozukluk (Manik-Depresif)

Kişinin ruh halinde, enerjisinde ve aktivite seviyesinde birbirine tamamen zıt iki uç (mani ve depresyon) arasında yaşadığı biyolojik değişimlerdir.

Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu

Kişinin duygularında, insan ilişkilerinde ve benlik algısında yaşadığı aşırı ve ani dalgalanmalarla karakterize bir kişilik yapılanmasıdır.

Boreout Sendromu (Sıkıntıdan Tükenme)

İş hayatında çok çalışmaktan değil; aksine yapacak iş bulamamaktan, anlamsızlıktan ve kronik can sıkıntısından kaynaklanan ağır psikolojik çöküştür.

Breadcrumbing (Ekmek Kırıntısı Bırakma)

Kişinin karşısındakiyle ciddi bir ilişki yaşama niyeti olmamasına rağmen, onu kaybetmemek ve el altında tutmak için ara sıra küçük ilgi kırıntıları (mesaj, beğeni) vermesidir.

D

DARVO Manipülasyonu

Psikolojik şiddet uygulayan kişilerin, yüzleştikleri zaman suçu inkar edip saldırıya geçmesi ve kurbanı suçlu ilan ederek mağdur rolüne bürünmesidir.

DEHB Felci (ADHD Paralysis)

Kişinin yapması gereken çok fazla iş (veya uyaran) olduğunda beyninin kilitlenmesi ve saatlerce hiçbir şeye başlayamayarak eylemsiz (felç) kalması durumudur.

Delüzyonel İyimserlik (Delusional Optimism / Delulu)

Sosyal medyadaki 'Delulu' trendinin psikolojik karşılığı olup; kişinin hedeflerine ulaşmak için mantığı ve mevcut gerçekleri aşan, sarsılmaz (bazen sanrılı) bir inanç ve özgüven sergilemesidir.

Derealizasyon ve Depersonalizasyon

Şiddetli anksiyete, panik veya travma sonrasında kişinin kendi bedenine (Depersonalizasyon) veya çevresindeki dış dünyaya (Derealizasyon) yabancılaşması ve rüyadaymış gibi hissetmesidir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Kişinin odaklanmada zorluk, dürtüsel davranma ve aşırı hareketlilik (veya zihinsel hiperaktivite) yaşadığı nörogelişimsel bir durumdur.

Dissosiyasyon (Çözülme / Gerçeklikten Kopma)

Kişinin aşırı stres veya ağır bir travma anında, beynin kendini korumak için duygularından, bedeninden veya çevresinden anlık olarak kopmasıdır.

Distimi (Kalıcı ve Gizli Depresyon)

En az iki yıl boyunca süren, ağır bir kriz yaratmasa da kişinin hayatının üzerini gri bir bulut gibi kaplayan kronik ve düşük yoğunluklu bir depresyon türüdür.

Doom Spending (Kriz / Kıyamet Harcaması)

Ekonomik belirsizliklerin ve geleceğe dair kaygıların tavan yaptığı dönemlerde, insanların umutsuzlukla anlık hazlar için kontrolsüzce para harcamasıdır.

Dopamin Detoksu (Dopamine Fasting)

Sürekli ve anlık haz sağlayan yüksek uyarancılara (sosyal medya, abur cubur, oyun) karşı duyarsızlaşan beynin ödül sistemini sıfırlamak için yapılan bilinçli uzaklaşma pratiğidir.

Dunning-Kruger Etkisi (Cahil Cesareti)

Bir alanda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan kişilerin, kendi yeteneklerini devasa boyutlarda abartması ve üstün görmesi yanılgısıdır.

Duygusal Bulaşma (Emotional Contagion)

Kişinin etrafındaki insanların (veya ortamın) hissettiği duyguları, stres veya neşeyi, farkında olmadan bir sünger gibi emerek kendi psikolojisine kopyalaması durumudur.

Duygusal Emek (Emotional Labor / Görünmez Yük)

İlişkilerde, ailede veya iş yerinde ortamın huzurunu sağlamak, kırgınlıkları tamir etmek, insanların duygularını yönetmek için harcanan görünmez ve karşılıksız çabadır.

Duygusal Küntlük (Emotional Blunting)

Kişinin sevinç, üzüntü, öfke, heyecan gibi duyguları hissetme kapasitesini tamamen kaybetmesi; dünyaya ve olaylara karşı derin bir 'hissizlik, uyuşma ve boş vermişlik' yaşaması durumudur.

Duygusal Yeme (Emotional Eating)

Fiziksel bir açlık hissetmemesine rağmen; stres, üzüntü, öfke, yalnızlık veya can sıkıntısı gibi duyguları bastırmak için kontrolsüzce yemek yeme davranışıdır.

E

Ebeveyn Yarası (Daddy / Mommy Issues)

Çocukluk döneminde anne veya baba ile kurulamayan güvenli, şefkatli bağın veya maruz kalınan istismarın; yetişkinlikteki romantik ilişkilere, özgüvene ve partner seçimlerine yansımasıdır.

Eko-Anksiyete (İklim Kaygısı)

İklim krizinin, çevresel felaketlerin ve doğanın yok oluşunun getirdiği belirsizlikler karşısında hissedilen kronik ve yoğun varoluşsal korkudur.

Ekoizm (Echoism)

İlgi odağı olmaktan, takdir görmekten veya kendi ihtiyaçlarını dile getirmekten aşırı derecede korkma ve sürekli başkalarının yankısı (gölgesi) olmayı tercih etme durumudur.

EMDR Terapisi

Geçmiş travmatik anıların beyindeki olumsuz etkilerini silmeyi hedefleyen bilimsel ve oldukça etkili bir psikoterapi yöntemidir.

Enerji Vampiri (Energy Vampire)

Sürekli kurban rolü oynayarak, bitmeyen krizler yaratarak veya ortamı manipüle ederek çevrelerindeki insanların yaşama sevincini, motivasyonunu ve duygusal enerjisini sömüren kişi tipidir.

Erotomani (Erotomania)

Kişinin, genellikle kendisinden sosyal statüce çok daha yüksek, ünlü veya ulaşılamaz birinin (televizyon yıldızı, patron, doktor) kendisine gizlice, sırılsıklam aşık olduğuna dair sarsılmaz bir hezeyana (sanrıya) inanmasıdır.

Eşbağımlılık (Codependency)

Kişinin kendi özdeğerini ve varoluşunu, sorunlu veya bağımlı bir partnere bakım vermeye, onu 'kurtarmaya' veya kontrol etmeye endekslediği toksik ilişki dinamiğidir.

G

Gaslighting

Bir kişinin kendi hafızasından, algısından ve akıl sağlığından şüphe etmesine yol açan sistematik psikolojik manipülasyon taktiğidir.

Ghosting (İlişkide Aniden Kaybolma)

Bir ilişkideki taraflardan birinin, hiçbir açıklama yapmadan ve ortada belirgin bir sebep yokken aniden tüm iletişimi koparmasıdır.

Gizli Narsisizm (Covert Narcissism)

Klasik narsisizmin aksine dışa dönük, gösterişli ve kibirli görünmeyen; kendini acındırma, mağdur edebiyatı ve pasif-agresif yollarla ilgi çekmeye çalışan gizli egoizm türüdür.

Göçmen Ebeveynifikasyonu (Rollerin Yer Değiştirmesi)

Yurtdışında yaşayan ailelerde, dili ve sistemi daha hızlı öğrenen çocuğun; kendi anne babasının çevirmeni, bürokratı ve 'ebeveyni' olmak zorunda kalmasıdır.

Göçmen Suçluluğu (Immigrant Guilt)

Yurtdışına göç eden kişinin, geride bıraktığı ailesinin veya ülkesinin yaşadığı zorluklar karşısında daha iyi şartlarda yaşadığı için hissettiği kronik suçluluk duygusudur.

Göçmen Yas Süreci (Migratory Grief)

Yeni bir ülkeye göç edildiğinde geride bırakılan hayata, eski kimliğe, akrabalara, sokaklara ve tanıdık kültüre karşı tutulan, bitmeyen ve genellikle sessiz yaşanan yastır.

Gölge Benlik (Shadow Self)

Carl Jung'un tanımına göre; toplum, aile veya ahlak kuralları tarafından kabul görmeyeceği için bilinçdışımıza ittiğimiz, bastırdığımız gizli, vahşi ve karanlık taraflarımızın bütünüdür.

Gülümseyen Depresyon (Smiling Depression)

Kişinin iç dünyasında derin bir acı, umutsuzluk ve tükenmişlik yaşarken, dışarıya karşı son derece mutlu, neşeli ve başarılı bir 'mükemmel insan' maskesi takmasıdır.

H

Halo Etkisi (Hale Etkisi)

Bir kişinin tek bir olumlu özelliğinden (örneğin fiziksel çekiciliğinden) yola çıkarak, onun diğer tüm özelliklerinin de mükemmel olduğuna inanma bilişsel yanılgısıdır.

Helikopter Ebeveynlik

Anne babaların, çocuklarının hayatındaki her detaya aşırı müdahil olduğu, onlar adına tüm sorunları çözüp onların bağımsızlaşmasına izin vermediği yetiştirme tarzıdır.

Hiper-Bağımsızlık (Hyper-Independence)

Kişinin başkalarına güvenmenin veya yardım istemenin 'tehlikeli' olduğuna inanarak, tüm hayat yükünü aşırı ve izole bir şekilde tek başına sırtlanmasıdır.

Hiper-Empati Sendromu (Aşırı Empati)

Kişinin başkalarının duygularını (acı, öfke, üzüntü) sadece anlamakla kalmayıp, o duyguları kendi bedeninde ve zihninde birebir aynı şiddette hissederek paralize (işlevsiz) olması durumudur.

Hipervijilans (Aşırı Tetikte Olma Hali)

Geçmişteki travmaların etkisiyle, bedenin ve beynin sürekli olarak gizli bir tehlike veya tehdit arayışı içinde olması; kişinin gevşeyip rahatlayamaması durumudur.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu

İlgi odağı olma ihtiyacının hastalıklı bir boyuta ulaştığı; aşırı duygusal, dramatik ve tiyatral davranışlarla karakterize bir kişilik yapılanmasıdır.

Hoovering (Narsistin Geri Dönüşü / Vakumla Çekme)

İlişki bittikten aylar veya yıllar sonra, manipülatif (genellikle narsist) eski partnerin sizi tekrar kendi kontrol alanına (toksik döngüye) çekmek için yaptığı girişimlerdir.

İ

İç İçe Geçmiş Aile Dinamiği (Enmeshment / Sınır Yitimi)

Aile üyeleri arasında kişisel sınırların tamamen yok olduğu, bireylerin kendi duygularını ve bağımsız kimliklerini geliştirmelerine izin verilmeyen sağlıksız aile yapısıdır.

İçsel Çocuk (Inner Child)

Yetişkinliğimizde verdiğimiz tepkileri, korkuları ve ihtiyaçları yöneten; çocukluk çağımızdan içimizde kalan duygusal izlerin bütünüdür.

İçsel Eleştirmen (Zalim İç Ses / Inner Critic)

Kişinin zihninin içinde sürekli olarak onu küçümseyen, yargılayan, suçluluk hissettiren ve başarılarını değersizleştiren acımasız o görünmez ses veya düşünce kalıbıdır.

İkincil Travma (Vicarious Trauma / Şahitlik Travması)

Kişinin olayı doğrudan yaşamamasına rağmen, bir yakınının veya başkalarının yaşadığı ağır acılara (deprem, savaş, cinayet haberleri) sürekli şahit olarak aynı travma belirtilerini göstermesidir.

İlişki OKB'si (ROCD - Relationship OCD)

Kişinin partnerini veya ilişkisini 'Acaba onu gerçekten seviyor muyum? Doğru kişi o mu?' gibi bitmek bilmeyen takıntılı şüphelerle sürekli analiz etmesi ve bu şüphelerin getirdiği dehşet verici kaygıdır.

İmposter (Sahtekar) Sendromu

Kişinin elde ettiği başarıları hak etmediğine, her şeyin şans olduğuna ve bir gün 'sahtekar' olduğunun ortaya çıkacağına dair duyduğu yoğun korkudur.

İntikamcı Uyku Ertelemesi (Revenge Bedtime Procrastination)

Gündüz saatlerinde kendi hayatı, işi veya zamanı üzerinde kontrol sahibi olamayan bireylerin, gece uyku vaktinden feragat ederek kendilerine ait bir özgürlük alanı yaratma çabasıdır.

K

Karanlık Empat (Dark Empath)

Karşısındaki insanın duygularını çok iyi okuyup anlayabilen, ancak bu empati yeteneğini şefkat göstermek için değil, kişiyi manipüle edip ona zarar vermek için kullanan kişilik yapısıdır.

Karanlık Üçlü (Dark Triad)

Psikolojide en tehlikeli ve yıkıcı karakter özelliklerinin bir araya geldiği; Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopati üçlüsünü ifade eden kavramdır.

Karar Yorgunluğu (Decision Fatigue)

İnsan beyninin gün boyunca çok fazla küçük veya büyük seçim yapmak zorunda kalması nedeniyle, günün sonunda (veya stres anlarında) irade gücünü ve mantıklı karar alma yetisini tamamen kaybetmesidir.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet (Self-Fulfilling Prophecy)

Kişinin gelecekle ilgili asılsız (negatif veya pozitif) bir inancının, sadece o inanca sahip olduğu için farkında olmadan eylemlerini şekillendirmesi ve en sonunda o inancın gerçeğe dönüşmesidir.

Kendini Sabote Etme (Öz Yıkım / Self-Sabotage)

Kişinin, başarıya, mutluluğa veya sağlıklı bir ilişkiye çok yaklaşmışken, bilinçdışı bir şekilde kendi çabalarını baltalayacak hatalar yapmasıdır.

Kırık Kalp Sendromu (Takotsubo Kardiyomiyopatisi)

Büyük bir yas, aldatılma veya ani ve şiddetli bir ayrılık acısının ardından, kalbin fiziksel olarak 'kalp krizi' belirtileri göstermesi ve şekil değiştirmesi durumudur.

Kişisel Sınırlar (Sınır Çizmek)

Kişinin fiziksel, duygusal veya zihinsel alanını korumak için diğer insanlara 'Neyi kabul edip neyi kabul etmeyeceğini' net bir şekilde ifade edebilme becerisidir.

Klinik Mükemmeliyetçilik (Perfectionism)

Kişinin hem kendisine hem de çevresine karşı ulaşılması imkansız, kusursuz standartlar belirlemesi ve kendi değerini yalnızca bu hedeflere ulaşmakla ölçmesidir.

Klostrofobi (Kapalı Alan Korkusu)

Asansör, MR cihazı, tünel veya kilitli, penceresiz küçük odalar gibi kapalı alanlarda sıkışıp kalma ve nefessiz kalma korkusuyla yaşanan şiddetli panik halidir.

Kurban Psikolojisi (Mağdur Rolü)

Kişinin hayatındaki tüm olumsuzluklardan sürekli başkalarını veya hayatı sorumlu tutarak, kendi sorumluluğunu almaktan kaçınmasıdır.

Kurtarıcı Kompleksi (Savior Complex / Beyaz Atlı Prens Sendromu)

Kişinin sadece sorunlu, yardıma muhtaç, bağımlı veya yaralı insanları bulup, hayatını onları 'kurtarmaya' ve 'düzeltmeye' adaması durumudur.

Kusurluluk ve Utanç Şeması (Defectiveness Schema)

Kişinin iç dünyasının derinliklerinde, temelden bozuk, sevilmez, değersiz veya 'bir şekilde hatalı' olduğuna dair taşıdığı sarsılmaz, gizli inançtır.

Külkedisi Kompleksi (Cinderella Complex)

Genellikle kadınlarda görülen, bilinçdışı bir şekilde kendi ayakları üzerinde durmaktan (bağımsızlaşmaktan) korkma ve hayatını kurtaracak 'Beyaz atlı bir prens' bekleme sendromudur.

Kültürel Uyum Stresi (Acculturative Stress)

Yeni bir ülkeye göç eden kişinin, geldiği kültür ile yeni girdiği kültürün çatışan değerleri arasında denge kurmaya çalışırken yaşadığı sürekli zihinsel aşırı yüklenmedir.

M

Majör Depresif Bozukluk (Depresyon)

Kişinin en az iki hafta boyunca sürekli hissettiği derin çöküş, ilgi kaybı ve enerjisizlik durumudur.

Makyavelizm

Amaca ulaşmak için her türlü yolu (yalan, manipülasyon, aldatma) mubah gören, tamamen kendi çıkarlarına odaklı ahlaki bir sapma ve kişilik özelliğidir.

Mandela Etkisi (Kolektif Sahte Anı)

Büyük bir insan grubunun, geçmişte yaşanmış bir olayı, bir görseli veya bir sözü gerçekte olduğundan tamamen farklı bir şekilde hatırlaması (yanılsaması) durumudur.

Merhamet Yorgunluğu (Compassion Fatigue)

Sürekli olarak başkalarının acılarına, dertlerine veya travmalarına maruz kalan kişilerin zamanla empati kurma yeteneğini kaybetmesi ve derin bir duygusal tükenmişlik yaşamasıdır.

Mikro Saldırganlık (Microaggression)

Avrupa'da yaşayan göçmenlerin günlük hayatta maruz kaldığı; dışarıdan iltifat veya masum bir merak gibi görünen ancak alttan alta ayrımcılık ve dışlama barındıran söylemlerdir.

Mikro-Aldatma (Micro-Cheating)

Fiziksel bir ihanet olmamasına rağmen, partnerden gizli olarak üçüncü şahıslarla flörtöz, duygusal veya dijital düzeyde sınır ihlali yapan yakınlıklar kurma davranışıdır.

Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)

Dikkatimizi kasıtlı olarak ve yargılamadan, içinde bulunduğumuz 'şimdiki ana' ve o anki deneyimlerimize yönlendirme becerisidir.

Mitomani (Kompulsif Yalan Söyleme Hastalığı)

Kişinin ortada hiçbir mantıklı sebep veya çıkarı (menfaati) olmamasına rağmen, dürtüsel ve sürekli olarak yalan söyleme hastalığıdır.

Mizofoni (Ses Hassasiyeti)

Ağız şapırdatma, nefes alma veya sakız çiğneme gibi başkaları için sıradan olan spesifik seslerin, kişide aşırı düzeyde öfke, tiksinti ve panik yaratmasıdır.

Mobbing (İş Yerinde Psikolojik Şiddet)

İş yerinde bir veya birkaç kişi tarafından, belirli bir çalışana yönelik sistematik, düşmanca ve ahlak dışı psikolojik baskı sürecidir.

P

Panik Bozukluk ve Panik Atak

Beklenmedik anlarda aniden ortaya çıkan, kişiye kalp krizi geçiriyormuş veya ölüyormuş hissi veren şiddetli korku nöbetleridir.

Parentifikasyon (Ebeveynleşmiş Çocuk / Rollerin Tersine Dönmesi)

Aile içinde ebeveynlerin duygusal veya fiziksel sorumluluklarını alamaması sonucu, çocuğun çok erken yaşta büyümek zorunda kalıp anne/babasına 'ebeveynlik' yapmasıdır.

Pasif Agresif Davranış

Öfke, kırgınlık veya rahatsızlık gibi olumsuz duyguların doğrudan değil, dolaylı, üstü kapalı ve 'pasif' yollarla ifade edilmesidir.

Pazar Anksiyetesi (Sunday Scaries / Pazar Sendromu)

Hafta sonunun bitişine ve yeni bir çalışma/okul haftasının başlangıcına yaklaşırken (genellikle Pazar öğleden sonra) hissedilen akut, geçmeyen huzursuzluk ve kaygı halidir.

People Pleasing (İnsanları Memnun Etme İhtiyacı)

Kişinin sevilmek, onay görmek veya çatışmadan kaçınmak uğruna kendi sınırlarını ihlal edip sürekli başkalarının isteklerine boyun eğmesidir.

Peter Pan Sendromu (Büyümek İstemeyen Yetişkinler)

Fiziksel olarak yetişkinlik çağına ulaşmış olmasına rağmen, duygusal, sosyal ve finansal sorumluluk almaktan kaçınan bireylerin durumudur.

Phubbing (Telefonla Görmezden Gelme)

Biriyle fiziksel olarak aynı ortamda bulunurken, iletişim kurmak yerine sürekli telefon veya teknolojik bir cihazla ilgilenerek karşı tarafı yok sayma davranışıdır.

Plasebo Etkisi

İçinde hiçbir tıbbi etken madde (ilaç) bulunmayan sahte bir hapın veya tedavinin, sadece hastanın 'iyileşeceğine olan inancı' sayesinde gerçek bir fiziksel iyileşme sağlamasıdır.

Polivagal Teori (Sinir Sistemi Regülasyonu)

Otonom sinir sistemimizin ve özellikle Vagus sinirinin; güvende hissetme, tehlikeye karşı savunma ve sosyal bağ kurma süreçlerimizi nasıl yönettiğini açıklayan çığır açıcı bilimsel teoridir.

Pollyanna Sendromu (Toksik İyimserlik)

Kişinin karşılaştığı en felaket ve acı verici durumlarda bile, olayın negatif yönlerini tamamen görmezden gelerek gerçek dışı bir iyimserliğe (pozitifliğe) sığınmasıdır.

Prokrastinasyon (Kronik Erteleme Davranışı)

Kişinin yapması gereken önemli işleri veya sorumlulukları, olumsuz sonuçlar doğuracağını bilmesine rağmen sürekli olarak geciktirmesi halidir.

Psikolojik Dayanıklılık (Resilience / Yılmazlık)

Zorluklar, travmalar veya büyük stres faktörleri karşısında insanın yıkılmamakla kalmayıp, bu krizlerden toparlanarak ve öğrenerek çıkabilme kapasitesidir.

Psikolojik Maskeleme (Masking)

Bireyin (özellikle nöroçeşitli kişilerin), dışlanmamak ve topluma uyum sağlamak adına kendi doğal tepkilerini, duygularını veya kişiliğini gizleyip sahte bir kimlik sergilemesidir.

Psikosomatik Rahatsızlıklar

Tıbbi ve fizyolojik hiçbir temeli olmamasına rağmen, tamamen psikolojik stres ve bastırılmış duyguların bedende fiziksel hastalıklara ve ağrılara dönüşmesidir.

S

Sağlık Anksiyetesi (Hastalık Hastalığı / Hipokondriyazis)

Kişinin bedenindeki en ufak, zararsız bir fiziksel belirtiyi bile ölümcül veya tedavisi olmayan bir hastalığı olduğuna yorarak yoğun korku yaşamasıdır.

Sahne Işığı Etkisi (Spotlight Effect)

Kişinin, dış görünüşünün, davranışlarının veya yaptığı basit hataların başkaları tarafından gerçekte olduğundan çok daha fazla fark edildiğini ve incelendiğini sanması yanılgısıdır.

Savunmacı Kötümserlik (Defensive Pessimism)

Kişinin bir işe başlarken veya bir olay öncesinde, olası hayal kırıklığını azaltmak ve kaygıyı yönetmek için bilinçli olarak en kötü senaryoyu düşünmesi ve beklentilerini düşük tutmasıdır.

Sessiz İstifa (Quiet Quitting)

Bir çalışanın işinden fiziksel olarak istifa etmemekle birlikte, zihinsel ve duygusal olarak işten kopması; sadece sözleşmesinde yazan minimum görevleri yerine getirip fazlasını reddetmesidir.

Sessiz Kovulma (Quiet Firing)

İşverenin veya yöneticinin, çalışanı yasal olarak işten çıkarmak (tazminat ödemek) yerine, onu psikolojik olarak yıldırıp istifaya zorlamak için yaptığı görünmez izolasyon ve mobbing türüdür.

Sessizlikle Cezalandırma (Silent Treatment)

Kişinin, bir tartışma sonrasında veya istediği bir şey olmadığında, partnerini kontrol etmek ve ona acı çektirmek için iletişimi tamamen kesmesi, onu 'yokmuş gibi' davranmasıdır.

Seyirci Etkisi (Bystander Effect)

Acil bir kriz veya şiddet olayında, etrafta ne kadar çok tanık (seyirci) varsa, bireylerin müdahale edip yardım etme ihtimalinin o kadar düşmesi eğilimidir.

Silahlaştırılmış Beceriksizlik (Weaponized Incompetence)

Bir kişinin, sorumluluktan kaçmak veya bir işi başkasına yıkmak amacıyla o işi bilerek kötü, eksik veya hatalı yapmasıdır.

Situationship (Belirsiz İlişki / İlişkimsilik)

Arkadaştan öte, sevgiliden geride olan; her türlü romantik ve cinsel paylaşımın yaşandığı ancak tarafların birbirine hiçbir sorumluluk veya etiket (isim) koymadığı modern ilişki türüdür.

Somatik Deneyimleme (Beden Kayıt Tutar)

Travmanın sadece zihinde değil bedende ve sinir sisteminde kilitli kaldığını savunan, iyileşmenin bedendeki bu sıkışmış enerjiyi boşaltarak gerçekleştiği terapi yaklaşımıdır.

Somatizasyon Bozukluğu

Zihinsel ve duygusal sorunların (stres, üzüntü, kaygı) ifade edilemediğinde bedensel hastalıklara (mide ağrısı, cilt döküntüsü, kasılma) dönüşmesi durumudur.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (Sosyal Fobi)

Başkaları tarafından izlenme, yargılanma, eleştirilme veya küçük düşme korkusu nedeniyle sosyal ortamlardan kaçınma durumudur.

Stockholm Sendromu

Baskı, şiddet veya istismar altında yaşayan bir kişinin, kendisine eziyet eden kişiye karşı istemsizce duygusal bir bağ, sempati ve hayranlık geliştirmesidir.

Stonewalling (İletişime Duvar Örme)

İlişkideki bir tartışma veya kriz anında, taraflardan birinin kendini tamamen kapatarak iletişimi reddetmesi, sessizliğe bürünmesi ve fiziksel/duygusal olarak ortamdan çekilmesidir.

T

Telefobi (Telefonla Konuşma Korkusu / Telephonophobia)

Kişinin telefon çaldığında açmaktan veya birini aramaktan duyduğu yoğun, mantıksız performans ve yargılanma kaygısıdır.

Temas Açlığı (Touch Starvation / Skin Hunger)

İnsanın psikolojik ve biyolojik bir ihtiyacı olan fiziksel dokunuştan (sarılma, el sıkışma, omuza dokunulması) uzun süre mahrum kalmasının yarattığı derin stres, yalnızlık ve depresif durumdur.

Terapi Dili Manipülasyonu (Therapy Speak)

Günlük hayattaki sıradan çatışmalarda, sorumluluktan kaçmak veya karşı tarafı sindirmek için 'toksik, gaslighting, sınır ihlali' gibi klinik psikoloji terimlerinin silah olarak kullanılmasıdır.

Terk Edilme Şeması (Abandonment Schema)

Kişinin sevdiklerinin (partnerinin veya dostlarının) eninde sonunda onu bırakıp gideceğine, öleceğine veya başkasını bulacağına dair sarsılmaz ve yoğun bir bilinçaltı inancıdır.

Tersine Kültür Şoku (Reverse Culture Shock)

Yurtdışında uzun süre yaşadıktan sonra memlekete dönen (veya tatile gelen) kişinin, kendi doğduğu topraklara ve kültüre adapte olmakta çektiği şiddetli yabancılık ve hayal kırıklığıdır.

Tetikleyici (Trigger)

Geçmişte yaşanmış travmatik veya son derece stresli bir anıyı, bugün ortada bir tehlike olmamasına rağmen aniden canlandıran ses, koku, kelime veya durumlardır.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (Binge Eating Disorder)

Kişinin sık sık, çok kısa bir süre içerisinde, normal bir insanın yiyebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyeceği, kontrolünü tamamen kaybederek ve fiziksel acı hissedene kadar tüketmesidir.

Toksik Affedicilik (Toxic Forgiveness)

Kişinin kendisine zarar veren, sınırlarını ihlal eden veya istismar eden kişileri, yüzleşme ve iyileşme sürecini yaşamadan, sadece 'iyi insan' olmak veya çatışmadan kaçmak için alelacele affetmesidir.

Toksik Pozitiflik

Karşılaşılan zorluklar ne kadar ağır olursa olsun, sürekli neşeli ve olumlu bir tutum sergilemesi gerektiği yönündeki gerçek dışı dayatmadır.

Toksik Utanç (Toxic Shame)

Kişinin 'Ben bir hata Yaptım' (suçluluk) demek yerine, 'Ben başlı başına bir hatayım, kusurluyum' inancıyla yaşaması ve kendi varoluşundan iğrenmesidir.

Toksik Üretkenlik (Toxic Productivity)

Kişinin kendi değerini sadece ne kadar çalıştığına ve ne kadar çok şey başardığına endekslemesi; dinlenmeyi, boş durmayı ve eğlenmeyi bir 'suç' veya 'zaman kaybı' olarak algılamasıdır.

Travma Bağı (Trauma Bonding)

İstismar, şiddet veya yoğun psikolojik manipülasyon içeren toksik bir ilişkide, kurbanın istismarcısına karşı geliştirdiği koparılamaz duygusal bağımlılıktır.

Travma Sonrası Büyüme (Post-Traumatic Growth)

Kişinin yaşadığı çok ağır bir kriz, kayıp veya travmanın ardından, psikolojik olarak sadece eskiye (normale) dönmesi değil, eskisinden çok daha bilge, güçlü ve anlamlı bir hayat seviyesine yükselmesidir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Kişinin hayatını tehdit eden ağır bir olay (kaza, deprem, saldırı) yaşadıktan veya şahit olduktan sonra gelişen kalıcı psikolojik sarsıntıdır.

Travma Yükleme (Trauma Dumping)

Kişinin, karşısındakinin iznini almadan ve duygusal kapasitesini umursamadan, kendi ağır travmalarını ve sorunlarını aniden onun üzerine boca etmesidir.

Truman Show Sendromu

Kişinin, kendi hayatının aslında sahte ve kurgulanmış bir 'Reality Show (Biri Bizi Gözetliyor programı)' olduğuna ve çevresindeki herkesin oyuncu olduğuna inanması sanrısıdır.

Tükenmişlik Sendromu (Burnout)

Uzun süreli ve yoğun stresin yol açtığı fiziksel, duygusal ve zihinsel bitkinlik halidir.

Y

Yabancı Dil Anksiyetesi (Xenoglossophobia)

Kişinin, yaşadığı ülkenin dilini (Almanca, İngilizce vb.) konuşurken veya anlarken, yetersizlik, yargılanma ve aptal görünme korkusuyla yaşadığı şiddetli panik durumudur.

Yansıtma (Psikolojik Projeksiyon)

Kişinin kendisinde var olan, ancak kabullenemediği olumsuz duygu, düşünce veya hataları bir başkasındaymış gibi ona atfetmesi (yansıtması) savunma mekanizmasıdır.

Yara Bandı İlişkisi (Rebound Relationship)

Uzun süreli veya duygusal olarak yıkıcı bir ayrılığın hemen ardından, kişinin yalnızlık ve acı hissini uyuşturmak amacıyla alelacele başladığı yeni romantik ilişkidir.

Yas ve Kayıp Süreci (Grief)

Sevilen birinin ölümü, ayrılık, iş kaybı veya büyük bir yaşam arzusunun yitirilmesi ardından verilen doğal, çok boyutlu ve iyileştirici duygusal tepkidir.

Yeme Bozuklukları (Anoreksiya ve Bulimia)

Kişinin yiyeceklerle, kilosuyla ve beden algısıyla aşırı ve sağlıksız bir zihinsel meşguliyet içinde olduğu psikiyatrik hastalıklardır.

Yüksek Duyarlı Birey (HSP - Highly Sensitive Person)

Nörolojik bir yapı olarak; çevresel uyaranları, sesleri, ışıkları ve diğer insanların duygularını normale göre çok daha yoğun ve derinden algılama durumudur.

Yüksek İşlevli Anksiyete (High-Functioning Anxiety)

Kişinin dışarıdan son derece başarılı, organize ve mükemmel görünürken, iç dünyasında bitmek bilmeyen bir felaket korkusu, yetersizlik ve çöküş yaşamasıdır.